20 Ekim 2017
  • İstanbul21°C
  • Adıyaman26°C
  • Ankara22°C

AKDENİZ’E KORİDOR VE İDLİB OPERASYONU

Bilal AKGÜL

12 Ekim 2017 Perşembe 18:19

Kuzey Irak’taki referandum süresinde ABD’nin “yapmayın” yerine “erteleyin” önerisi dikkat çekiciydi. Resmi açıklamadaki şu cümlelerin altını çizmekte fayda var:” ABD, IKBY liderlerine, bu referandumun DEAŞ'la mücadele ve kurtarılan bölgelerde istikrarı sağlama çabalarında dikkat dağıtacağını birçok kez vurgulamıştır.” Çoğu ülke olumlu veya olumsuz bir tavır belirlerken ABD’nin “acele ediyorsunuz, dikkatimizi dağıtıyorsunuz” tavrının gerekçesi ne olabilir?

Bölge üzerinde ciddi hesapları bulunan ABD’nin bu açıklamasını, açık destek vermenin bölge halkları ve yönetimleri üzerinde yaratacağı olumsuz havaya karşı sürece dolaylı destek olarak algılamak da mümkündür.

Peki, asıl neden bu mu?

Uzun zamandır Kuzey Irak’ı da ilgilendiren Akdeniz’e koridor açılması, Kuzey Suriye’de oluşturulacak bir koridorla coğrafyanın Akdeniz’le bağlantısını kurma çalışması, görünen o ki ABD’nin Barzani’ye “acele ediyorsunuz” demesinin temel gerekçelerinden biridir. “Dur, biraz bekle, bölgeyi sağlama alalım sonra” der gibi…

Nitekim coğrafi olarak kendi bölgesine kapanmış bir yönetimin ayakta kalması, bölgede kimin adına hareket ediyorsa onlardan aldığı “görev ve sorumluluklarını” yerine getirmesi mevcut durumda çok da mümkün görünmüyor.

Koridor sürecini Kuzey Irak’ın tam bağımsız devlet olmasına da katkıda bulunacak bir adım olarak görenlere şunu söylemek gerek: Kuzey Suriye’de ciddi bir tabanı olduğu ifade edilen Barzani’nin yerine tabanı az olan PYD’nin ön plana çıkarılmasının, palazlandırılmasının, ciddi bir askeri destek verilerek bölgeye yerleştirilmesinin nedeni ne olabilir?

Görünen o ki ABD, bölge üzerindeki emperyalist çarkın dişlilerini daha keskin hale getirmek için uzun vadeli planlar yapmaktadır. Bölge halkından sürece destek verenler ise “reel politik” veya “ele geçen fırsatı değerlendirme” adına sürece destek vermiş görünüyor.

İdlib ile ilgili son gelişmeleri bir de bu şekilde değerlendirmekte fayda olduğu kanaatindeyim.. ÖSO’nun bölgeye yaptığı yığınak, Türkiye’nin her an bölgeye müdahalede bulunacak şekilde teyakkuzda olması, ABD’nin güvenli koridor oluşturma çalışmalarına engel olma girişimi olarak görmek gerekir. Bu koridorun oluşması, hem Türkiye’nin bölge ülkeleri ile ilişkilerini koparacak, hem sınırlarını her daim sorunlu hale getirecek, hem de bölgede cirit atan Batı’nın ekmeğine yağ sürecektir.

Güvenli (!) koridorun oluşup oluşmaması şimdiden özerk bölge oluşturma (onlar kanton diyor), bunları birleştirme ve bunun devamı olacak bağımsızlık çalışmaları açısından, Kuzey Suriye’deki PYD açısından da elzem görünmektedir. Akdeniz’e açılabilmiş bir yönetimin hareket alanı çok daha rahat olacak, efendilerinin kurduğu tezgâhın bekçiliğini daha kolay yapmalarına katkıda bulunacaktır.

Başta Kuzey Suriye için ABD’nin kullandığı “erteleyin“ cümlelerinin şimdi Kuzey Suriye için fazlası ile geçerli olduğu görülüyor. Ve görünen o ki Akdeniz’e açılan güvenli koridor Kuzey Suriye’de Kuzey Irak’takine benzer bir çalışmanın hız kazanması anlamına gelecektir. Adı kimilerinin duygularını kabartacak; ama iliklerine kadar emperyalizmin emrindeki bir yönetim… Bölge ülkelerini (ve toplumlarını) emperyalizmin güdümünde nefes dahi alamaz duruma getirecek bir yönetim…

İdlib operasyonu, bu yönüyle kilit önemi olan, sınırlarımızın güvenliği açısından hayati önem taşıyan, bölge üzerinde binbir hile ve oyun kuran ülkelerin planlarına çomak sokma potansiyeli olan bir operasyondur.

Rusya Parlamentosu’nun üst kanadı Federasyon Konseyi’nin eski üyesi Yevgeni Tarlo Türkiye’nin ABD’den bağımsız politika üretmesinden ciddi manada rahatsız olduğunu belirtirken kullandığı şu ifadeler çarpıcıdır: “15 Temmuz başarısız darbe girişiminde Amerikan izi vardı. Amerika’nın her zaman böyle olaylarda doğrudan bir bağlantısı bulunmakta. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan iktidar olduğu sürece Washington’un o bölgede 'sorunları' olacak. Dolayısıyla ABD Erdoğan’ın ortadan kaldırılması için elinden gelen her şeyi yapılacak. Erdoğan’a karşı protesto eylemleri, Ukrayna’daki benzer Meydan gösterileri, ekonomik yaptırımlar ve başka baskılar bekleniyor. Bu arada ABD’nin bölgede Kürdistan projesi de Türkiye’yi hedef alıyor.”

Sayın Erdoğan’ın son yaptığı açıklamalarla bölge insanını kendisinden koparacak bir dil kullandığı, bundan dolayı yaklaşmakta olan seçimlerde ciddi bir risk aldığını ifade edenlerin, bir de Rus siyasetçinin baktığı noktadan bakmaları gerekir.

 

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.