20 Ekim 2017
  • İstanbul21°C
  • Adıyaman26°C
  • Ankara22°C

AKŞENER YENİ PARTİ VE SİYASET

Y.YAVUZYILMAZ

12 Ekim 2017 Perşembe 18:17

Siyaset her zaman yeni açılımlara ve yeni gelişmelere gebedir. Özellikle kriz zamanları yeni oluşumlar ortaya çıkar. Bu durum dünyada olduğu gibi Türk siyasal tarihinde de sıklıkla görülmüştür.

Nitekim Ak Parti de, Türk siyasetinin özellikle 28 Şubat postmodern darbesinin yarattığı sıkışmışlık durumunda ortaya çıkmıştır. Kriz dönemlerinde krize anlamlı ve çözümleyici bir karşılık üretemeyen mevcut partiler tasfiye olurken, yeni bir söylemle ortaya çıkan partiler başarılı olurlar.

Yeni bir partinin ortaya çıkıp başarılı olması bir yandan toplumsal şartların varlığına, diğer taraftan ise ortaya çıkan anlayışın toplumda kabul görmesine bağlıdır. Türk siyasetinde yeni bir oluşuma olan ihtiyacın varlığı ve seçmenin siyasal bir hareketlilik içine girmesi yeni siyasal hareketlerin başarını artıracaktır. 

Kuşkusuz ortaya çıkacak yeni oluşumun lideri, ideolojisi, toplumdaki arayışa karşılık vermesi de önemlidir. Akşener’in toplumun aradığı bir lider figürüne karşılık gelebileceği de bir hayli tartışmalıdır. Kaldı ki, toplumda yeni bir siyasal hareketi besleyecek bir hareketliliğin olduğu da söylenemez.

Öyle görülüyor ki, Akşener, muhafazakar ve sol değerlerle Kemalist ulusalcılığı bir araya getiren bir retorik üzerinden yürüyecek. Akşener'in önündeki açmaz su: Türk siyasetinde değişik seçmen gruplarını bir araya getirmek için Kemalizm ideolojisi uygun bir yöntem mi? sorusunun sağlıklı sosyolojik analizinin yapılmamasından kaynaklanıyor.

Akşener'in seçmende dengeleri değiştirecek bir karşılık göreceğini sanmıyorum. Dillendirdiği tüm seçmeni kucaklama mottosunun bugünün siyasetinde anlamlı bir karşılığı yok. Bu motto bir askeri darbe ertesinde Özal tarafından guddeme getirilmiş, dönemin siyasal şartlarında başarılı olmuş, siyasetin yasaklanan aktörlerinin geri gelmesiyle sona ermiştir. Üstelik bunu Kemalizm ile muhafazakarlığı harmanlayarak yapmaya çalışıyor. Bir anlamda Edebiyatta Peyami Safa'nın denediği şeyi başarmaya çalışıyor. Türk siyasi tarihi muhafazakar dindarlık ile Kemalizm arasında kurulabilen, halkta yaygın olarak karşılık bulan anlamlı bir sentezi göstermiyor. Bu şartlar altında Akşener’den beklenen iktidar olmak değil, Erdoğan'ın iktidarını zayıflatacak bir işlev görmesidir. Bunu yapabilecek donanımı ve tecrübesinin olduğu bir hayli kuşkuludur.

Akşener, kuracağı partiyle siyaset arenasına gireceğinden elbette taraftarları ve karşıtları olacaktır ki, siyasetin doğası da budur. Kendilerini ülkücü olarak tanımlamamaları, siyaset yapacağı alanın büyük ölçüde Ak Partinin oy deposu olması, partinin önde gelen etkili isimlerinden Ümit Özdağ'ın 27 Mayıs Darbesini öven açıklamalarının muhafazakarlarda yarattığı rahatsızlık, en önemlisi de Başkan Akşener’in "15 Temmuzdan sonra her şey değişecek, ben başbakan olacağım" sözlerinin anlamı önlerindeki handikaplardan bir kaçı. Tabi karşısında çok güçlü bir siyasal aktör olan Erdoğan faktörü var. Daha da önemli bir sosyolojik soru şu: Yeni bir partiyi besleyecek anlamlı bir hareketlilik var mı seçmende? Tüm bunların cevabını önümüzdeki süreçte göreceğiz.

 

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.