20 Ekim 2017
  • İstanbul21°C
  • Adıyaman26°C
  • Ankara22°C

DÜNYA ÜLKELERİ VE BLOKLAŞMA

Emine İDE

04 Haziran 2017 Pazar 22:42

Bloklaşma var mıdır? Dünyada bloklaşmanın zihinsel temeli neye dayanır? Bloklaşma ne zaman tam olarak şekillenmiştir? 

Üretenler ve tüketenler diye iki temel bloğa ayırabilir miyiz? İki bloğu doğuran ve besleten sistemler coğrafi keşiflerden sonra farklı toplulukların ve kıtaların tanınmaları ile başlayan değişim, ardından sanayi hamlesi,dünya insanının kaderinin belirlendiği, bloklaşma ile başlayan mücadele süreci. Üretenler ve tüketenler…  

Üretmek gereklidir elbet. Lakın üretenlerin kendilerinden başka toplumlara üretme hakkı tanımamaları ve onları sürekli tüketici konumda tutmak için uyguladıkları kirli planlar...  Üretenler üretirken birçok insan topluluklarını tükettiler.  Bugün şahit olduğumuz dünyanın birçok yerindeki (Somali Afrika vs.) yokluk, açlık, tükenmişliğin temelini attılar. Yarın daha kötü tükenmişlik manzaraları bugün tüketim konumundaki her ülkenin başına gelebilir. Petrol, doğalgaz yeraltı ve yerüstü birçok kaynağını vererek, ekonomi programlarını yürüten ülkeler; kaynakları tükendiğinde nasıl ayakta durabilecek?  (Birçok Arap ülkesi büyük bir pazar niteliğinde. Konfora alışmış, tüketerek mutlu olma karakterinin yerleştiği, üretimin hiç olmadığı, her şeyin dışardan temin edildiği, dışa bağımlı ülkeler pozisyonundadır.)

 Üretenler, sahip oldukları ya da başka milletlerin sahip olduğu tüm kaynakları kullanarak;

1. Daha çok üretir ve ürettiklerini tüketecek insan toplulukları oluşturur. 

2. Belirlenen o kıta insanlarının üretmemeleri ve güçlenmemeleri için oyalayıcı seçim sistemleri kurar.

3. İşe yaramayan, mankurtlaştıran,  ezberci, üretime dönük olmayan eğitim uygulamaları ile o halkları oyalar.

 4. Üretecek buluş yapacak tüm zeki insanları kendi ülkelerine çeker. Ürünlerini önemser, bilim adamların kendi yararlarına kullanır. 

5. Medyayı kullanır ve kolayca tüm halklara ulaşır. Böylece daima güçlü ve üstün olduklarını empoze etmekle beraber satmak istedikleri her ürün için sanal ihtiyaç duygusu oluşturur.  Örnek tüketici kadın, tüketici erkek, genç ve çocuk şablonu oluşturur. Örneğin bu marka arabaya sahip olan erkek kendine güvenen, zevkli, zengin, güçlü, prestijli erkektir. O marka arabayı süren kişi, kendini öyle algılar, yaşadığı çevresi tarafından öyle kabullenir.  Örneğin bu standarttaki kadın güzel, yeterli kabul edilir. Belirlenen kadın modelin kullandığı her şeye sahip olmak hedefi belirlenir. Güzel, yeterli kabul edilme duygusu bu empoze edilmiş model olmakla eşdeğerdir…  Genç ve güzel olabilmek, genç ve güzel kalabilmek adına, sonu gelmez bir yığın ürün kolayca hedefine ulaştırılır… İstenilen genç tipi de çocuk tipi belirlenmiştir. 

Üretenler, ürettiklerini üretemeyenlere daha hızlı ulaştırmak için,  ürünleri tüm zevk duygularını çağrışım yapacak şekilde ilişkilendirir. Görsel hazlar, cinsellik, özgürlük, farklılık duygularına çokça vurgu yapar. Sanal fakirlik, ihtiyaç algısının verdiği açlıkla kişilerin artan doyumsuzlukları, üretenlerin ürettiklerini tüketme açlığı böylece devam edip durur. 

6. Kota koyarlar. Hiç bir ülkenin kendi ihtiyaçları doğrultusunda üretim yapmasına izin vermezler. Fındık, tütün, buğday, incir, üzüm uygun iklim şartlarında verimli yetiştirilebilse bile, belirlenmiş miktarda üretilmek zorundadır. Çünkü kendileri dışında kimsenin güçlü ve bağımsız olmasını kabul etmezler.

 7.Terör üretirler. Böylece silahlarını test etme imkânı da bulurlar. Üretenler, bütün projelerini, kendilerinin güçlü, tüketenlerin daima aciz ve kendilerine muhtaç olması üzerine kurarlar. Bu şekilde

patronlar emellerine ulaşırlar. Üretemeyenler ne zaman bilinçlense üretenler, 

fail-i meçhul cinayetleri, ekonomik krizleri, terörü, hortlatırlar. Tüketenlerin, daha fazla tüketmekten, zenginliklerini vermekten, hatta kendilerini bile tüketmekten başka çaresi yok gibidir. İçinden çıkılmaz bir durum gibi görünen bu havanın etkisinde kalan bazı milletler, tümden umutsuzluğa kapıldıkları gibi üretenlere ruhlarını da satıp büyük bir hayranlık duyabilir. Yaşadıkları ülkelerinden, doğup büyüdükleri toplumdan nefret etmeye; kendilerini zoraki bu üretenlere yamama çabalarına girebilir. 

 Güçlü ülkeler, zayıf ülkelerin yaşam süresini belirler, kendilerinden yana olmayan hükümetlerin gücünü bir anda bitirebilir. Ekonomi patronları üretenler onlardır. Kendilerine ihtiyaç duymayan bir kara parçası, bir millet yoktur. Tüketenlerin kendilerine muhtaçlık düzeylerini artırmak için güvensizlik, terörü üretmek kolay ve etkileyici planlarıdır. Satacakları silahların bloke sistemlerine ve daha üst model silahlara sahiptirler. Üretenler belirledikleri coğrafyalarda gruplar edinir ve grupları silahlandırır.  Çatışmaların sonucunu patronlar önceden tayin eder. Grupların hepsi zarar görür, kazanan ise kendisi olur.  

Tüketen, tükettikçe zayıflayan, bağımlı hale gelen, patronlarını güçlendiren milletler nasıl ayağa kalkabilir? Tüketici durumdan nasıl kurtulabilir?  

Dünyada söz sahibi olabilmek, dışa bağımlı olmadan yaşayabilmek her ülkenin hedefidir elbet. Bunun çaresi bilinçli olarak çok çalışmaktan, üretebilmekten geçer şüphesiz. Kaynakların farkında olarak ve kaynaklarına sahip çıkarak; ilaç, sanayi, savunma, enerji, uzay teknolojisi, eğitim, tarım, giyim, inşaat vs. her türlü üretimle güçlenerek dışa bağımlılıktan kurtulabilir. Ekonominin tüm dinamikleri ile insan gücünü verimli bir şekilde değerlendirip, makine gücünden en üst düzeyde yararlanarakiş ahlakı ve disiplinine sahip,fayda vermeyen, oyalayıcı, ortaya ürün koyamayan eğitim müfredatlarıyla üretenleri (Almanya, Japonya gibi)  modelleyerektüketenler, üretenlerin kölesi olarak yaşamak zorundadır.

Bir ülkenin varlığı ve devamı için o ülke halkının, güçlü ve milli duygulara, birlikte yaşama arzusuna sahip olması gereklidir.  Ama üretmeksizin bu duygulara sahip olmak, dünyada güçlü olmak için yeterli değildir. Dünyada tüketenler bloğunda yer alan ülkeler; üretmek ve ekonomik bağımsızlığa ulaşmak zorundadır.

 Silahını,  ilacını, arabasını, kısaca her şeyini dışardan almak zorunda olan bir ülke, dünyada ne kadar söz sahibi, saygın olabilir? Alım gücü, kaynakları tükendiğinde ne yapabilir?  Bütün doğal kaynaklar da tükenmek zorundadır. Petrol de tükenir, doğalgaz da.Bütün dünya halklarının üreterek güçleneceği bağımsız, güçlü ve güvenli yarınlara…

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.